Şenol hocam; Allah aşkına A ve B planlarının yerlerini değiştir de millet kalp krizinden geçmesin. A Planı yine fos çıktı.
Bir maçın, koca ilk yarısı al gülüm-ver gülüm paslaşmalarıyla, ağır çekim film gibiydi. Bu kadar ağır paslaşmalar maç öncesi ısınırken olur ama maçta olmaz.
Beşiktaş karınca hızıyla oynayınca Rizespor hiç terlemeden korudu kalesini… Taa ki Şenol hocanın B planı devreye girene kadar.
İkinci yarıya Aboubakar ve Quaresma oyuna dahil oldu, sahada gezinen Olcay Şahan ve Ömer kenara geldiler.
İşin şekli de o dakikadan itibaren değişti.
Beck'in tüm ürkekliğine ve beceriksizliğine ve de Quaresma'nın tüm şovuna rağmen sağ kanat ağır aksak da olsa işlemeye başladı. Sol kanatta zaten Caner maç boyu ceza sahasına orta yağdırdı.
Aboubakar'ın kafasına kondurduğu ve onun da dışarı attığı bir ortası var ki, golü kaçırmak atmaktan daha zordu.
Sadece o kadar da değil Aboubakar'ın benzer pozisyonda kaçırdığı iki gol daha vardı, atmaya değil bakmaya çıkmış AbouBakar!

ATİBA YİNE ALKIŞLANDI
Sahanın en iyisi yine Atiba'ydı, Tolgay ilk yarıda o yavaş oyunu hızlandırmak için bir şey yapmadığı gibi ikinci yarının ortalarından itibaren de yoruldu.
Bu arada kale içine girmişken yakın direk dibine vurmak yerine uzak direğe asist yapmaya çalışması da ilginçti!
İlk yarıda uyuyan, ikinci yarıda maçı koparmak için her türlü çabayı harcayan bir Beşiktaş izledik özetle. Caner, Atiba, Tosic, çıkana kadar Necip ve Marcelo iyilerdendi. Olcay, Ömer yedek kalınca gık bile demesinler. Quaresma ya basit oynayacak ya da yedek bekleyecek, yetti gari!
Ve Adriano… Attığı ilk şutta "Bu adam Barcelona'ya nasıl gitmiş!" dedim, gol vuruşunda ise neden Barça'ya gitme onuruna eriştiğini anladım.
Hep böyle olmalı, böyle vurmalı, maç kurtarmalı….