Napoli hiç şüphesiz zorlu bir rakipti ve böyle bir rakibi deplasmanda yenmiş olmak İstanbul'da da yeneceğinizin garantisi olamazdı. Çok iyi motive olmak, çok enerji harcamak ve az, mümkünse hiç hata yapmamak gerekiyordu.
Napoli'nin ön tarafta mahşerin dört değil altı atlısı var adeta. İnsigne, Gabbiadini, Allan, Callejon, Hamsik, Jorginho inanılmaz çabuk düşünüp, çabuk oynayan ve seri paslaşan oyuncular. Böyle bir duvarı geçip arka bölgeye ulaşmak hiç ama hiç kolay değil. Nitekim Beşiktaş da bu bölgeyi aşmakta çok zorlandı.
Kaldı ki bu duvarı geçtiğiniz zaman da karşınıza Koulibaly denen bir futbol devi çıkıyor.
Bu şartlarda öndeki Aboubakar ile Cenk'in ikişer kişilik oynamaları ve çabuk düşünüp çabuk uygulamaları şartı.

Garantili paslaşmalar
Maçın büyük bölümünde bunu yapamadılar.
Buna karşılık savunmadan başlayan ve orta saha oyuncularının katkısıyla süren garantili paslaşmalar Beşiktaş'ın oyunu tutmasını sağladı ve dayanılmaz bir baskı yemesini önledi.
İlk yarıda Atiba'nın kaçırdığı bir gol var ki soluyla düzgün vursa işi bitirmesi işten bile değil. Yapamadı... Napoli organize ataklarla geldiğinde pozisyon buldu ama onlar da öyle ahım şahım değildi.
Son bölümde muhteşem taraftarın desteğiyle Beşiktaş yaklaşık beş dakikalık sıkı bir baskı kurdu. Bu baskıda gelen penaltıyı Ricardo Quaresma nefis bir vuruşla gole çevirince yine tatlı bir rüyaya dalar gibi olduk.
Ancak bu rüyadan uyanmamız çok uzun sürmedi. Hamsik'in ceza sahası dışından attığı sert şuta Fabri yetişemedi ve tabela eşitlendi. Beşiktaş kalan zaman diliminde de büyük bir cesaretle galibiyet aradı, atılacak bir gol Beşiktaş adına gruptan çıkış bileti olacaktı. Ancak olmadı.
Olsun, Napoli'den iki maçta alınan dört puan kesinlikle küçümsenecek bir şey değil.
Darısı grupta oynayacağımız diğer maçların başına.

FOTOMAÇ